• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
Genel Arama
Çeviri
Eski Arayüz
Web Arama
KELİME
     

Çevirmek istediğiniz metni girin:
200 karakter kaldı
Kaynak Dil: Hedef Dil:
Google Translate
KELİME
     
Dil Seçimi
»
|
İngilizceyi ana diliniz gibi konuşmak için klasik yöntemlere son. Hemen Tıklayın!

Osmanlıca » Türkçe Yukarı
DAR-ÜS SELAM Cennetin ikinci katı. * Cennet. Selâmet yeri.
DÂR-ÜS SELÂM Cennet. Selâmet ve eminlik yeri. * Bağdatın eski ismi.

Osmanlıca » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
ALEYKÜM-ÜS SELÂM Selâm sizin üzerinize olsun. (Bak: Selâm)
MEDİNE-İ SELÂM Bağdat şehri.
RÂDD-ÜS SELÂM Başkasının verdiği selamı alan.
REDD-İ SELÂM Selâm verenin selâmını almak.
SELAM Ayıplardan, âfetten sâlim oluş. Selâmet, emniyet. Sulh. Asâyiş. Bütün korktuklarından emin olma. * Allah'ın (C.C.) rızasına erişmek için mü'minlerin birbirlerine yaptığı dua. Mü'minler birbirleriyle karşılaştıklarında büyük küçüğe; yürüyen durana; azlık çokluğa; hayvan veya vasıta üzerinde olan yerde yürüyene; yüksekteki aşağıdakine "Selâmün aleyküm" der. Selâmı alan "Ve Aleykümüsselâm ve Rahmetullâhi ve Berekâtühu" diyerek cevap verir. Evvelâ selâm veren daha çok sevap kazanır. Selâm vermek sünnet, almak ise farzdır. İki cemaat birbiri ile karşılaşırsa; onlardan birisinin selâm vermesi sünnet-i kifaye, selâm alacak taraftan birisinin selâm alması farz-ı kifayedir.