• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
Genel Arama
Çeviri
Eski Arayüz
Web Arama
KELİME
     

Çevirmek istediğiniz metni girin:
200 karakter kaldı
Kaynak Dil: Hedef Dil:
Google Translate
KELİME
     
Dil Seçimi
»
|
İngilizceyi ana diliniz gibi konuşmak için klasik yöntemlere son. Hemen Tıklayın!

Türkçe » İngilizce Yukarı
eski
  • {A} old, ancient, early, former, earlier, ex, out-of-date, old-time, used, secondhand, archaic, bygone, crusted, cut-and-dried, disused, erstwhile, immemorial, late, obsolete, olden, onetime, passe, past, previous, prior, quondam, sometime, standing: of long standing, trite, vet, veteran
  • {ADV} old: of old
  • {N} old-timer
  • {PREF} ex-
eski
  • {A} auld
İsk.
eski
1. old, ancient.
2. former, ex-; veteran.
3. old, worn-out; secondhand.
4. past events, what went before.

eski ağıza yeni taam/kaşık. colloq. New food for an old mouth (said when eating something for the first time that season). E

eski Ahit the Old Testament.

eski çamlar bardak oldu. colloq. Times have changed./Things are not what they used to be.

eski defterleri karıştırmak/yoklamak to bring up old issues, delve into the past.

eski enayi biçimi slang outdated clothes; out of fashion.

eski eserler antiques, antiquities.

eskisi gibi the way it used to be.

eski göz ağrısı an old flame.

eski hale getirme law complete restitution.

eski hamam eski tas. colloq. Nothing has changed; it´s business as usual.

eski hayratı da berbat etmek to make something worse by trying to improve it.

eskiye itibar/rağbet olsaydı bitpazarına nur yağardı. proverb If old things were in fashion light from heaven would illuminate the flea market.

eskisi kadar as much as before.

eski kafalı oldfashioned (person).

eski köye yeni âdet unwelcome innovation.

eski kulağı kesik slang
1. old woman-chaser.
2. one who has experienced much.

eski kurt old hand.

eski memur slang
1. repeater, a student who has repeated most of his classes.
2. one who has experienced much.

eski püskü old and battered-looking, shabby.

eski toprak healthy and well-preserved older person.

eski tüfek person with a lot of experience, old hand.

eski zamanlarda
1. in the past, in the old days.
2. in ancient times, in antiquity.
eski * old, ancient. * former, ex-; veteran. * old, worn-out; secondhand. * past events, what went before.
eski archaic

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
while , (eski) whiles (bağlaç) -iken, süresince, müddetince; olduğu halde, olmakla beraber.
while , (eski) whiles (bağlaç) -iken, süresince, müddetince; olduğu hald

Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
Eski Ahit
  • {NPR} testament: Old Testament
Eski Ahitte dördüncü kitap (İncil)
  • {NPR} number: Numbers
Eski Ahitte geçen ikinci derecedeki peygamber
  • {NPR} Hosea
Hint altını (eski)
  • {N} mohur
Portekiz altını (eski)
  • {N} moidore
altın para (Eski Roma)
  • {N} denarius
anıt üzerine kazınmış eski yazıt
  • {N} epigram
balta (eski)
  • {N} bill
Eski Mısırda kutsal böcek
  • {N} scarab
burslu öğrenci (eski)
  • {N} servitor
çift kulplu eski testi
  • {N} amphora
Çin imparatorluğu (eski)
  • {NPR} Middle Kingdom
çok eski
  • {A} age-old, ancient, dateless, antediluvian, remote
devlete kadırga verme sistemi (Eski Yunan)
  • {N} trierarchy
domates (eski)
  • {N} love apple
eski dost
  • {N} friend: old friend, bean: old bean, crony: old crony, boy: old boy
dönüp dolaşıp eski sahibine gelmek
  • {V} return to
dört gram (Eski Yunan)
  • {N} drachm, drachma
Eski Dünya (Avrupa, Asya ve Avrupa)
  • {N} world: Old World
Eski Dünyalı
  • {A} world: Old World