• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
Genel Arama
Çeviri
Eski Arayüz
Web Arama
KELİME
     

Çevirmek istediğiniz metni girin:
200 karakter kaldı
Kaynak Dil: Hedef Dil:
Google Translate
KELİME
     
Dil Seçimi
»
|

Türkçe » İngilizce Yukarı
haber
  • {N} announcement
radyo, tv
haber
1. news, information, message, word.
2. knowledge.
3. formerly, gram. predicate.

haber ajansı news agency.

haber alma mil. intelligence.

haber almak
1. /ı/ to hear, learn, get word of.
2. /dan/ to hear from.

haber atlamak to miss a news scoop; to fail to print an item.

haber atlatmak to scoop the news, get a scoop on the news.

haber bülteni news bulletin, news report; newscast.

haber çıkmamak /dan/ not to hear anything (from, about).

haber filmi newsreel.

haber geçmek to send out a news report or communiqué (by fax, telephone, etc.).

haber göndermek /a/ to send a message (to).

haber güvercini carrier pigeon, homing pigeon.

haber kaynağı news source, source.

haber kipi gram. indicative mood.

haber merkezi
1. mil. command post.
2. news bureau, news center, news desk.
3. information bureau.

haberi olmak /dan/ to be informed of, know about.

haberin olsun! colloq. You should know!/You should be informed!

haber salmak/yollamak /a/ colloq. to send a message or news to.

haber sızdırmamak not to let any information leak out.

haber sütunu news column.

haber toplamak to gather news.

haber uçurmak /a/
1. to send a message to (someone) secretly.
2. to send an urgent message to.

haberim var. I know about it. ...

haber ver! /dan/ colloq. Give me the lowdown on ...!/Give me the news about ...!

haber vermek
1. /a/ to tell, let (someone) know, inform.
2. /ı/ to indicate that ..., show that ..., be a sign that ....

haber yetiştirmek /a/ to get the news or a message to (a place) on time.

haberim yok. colloq. I know nothing about it./I haven´t heard it.
haber * news, information, message, word. * knowledge.
haber news
haber tidings

Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
Aileme haber verir misiniz?
  • {PHR} family: Can you please let my family know?
alıştıra alıştıra haber vermek
  • {ID} news: break the news
anında verilen haber
  • {N} account: running account
baskı sırasında yetiştirilen haber
  • {N} stop press
haber başlıkları
  • {N} headline: headlines, headline news
bir haber
  • {N} piece: a piece of news
flaş haber
  • {N} news flash
gaipten haber veren
  • {A} fey
gaipten haber veren kimse
  • {N} soothsayer
gaipten haber verme
  • {N} foretelling, soothsaying, sight: second sight
gaipten haber vermek
  • {V} foretell, divination: practise divination, divine
geldiğini haber vermek
  • {V} herald in
gelecekten haber vermek
  • {V} prophesy
sevindirici haber
  • {N} news: glad news, news: good news
haber ajansı
  • {N} news agency, wire service
haber alamamak
  • {V} sight: loose sight of
haber almak
  • {V} hear, news: have news from, learn, know: come to know
haber bırakmak
  • {V} word: leave word
haber bülteni
  • {N} bulletin
haber değeri olan
  • {A} newsworthy