• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
Genel Arama
Çeviri
Eski Arayüz
Web Arama
KELİME
     

Çevirmek istediğiniz metni girin:
200 karakter kaldı
Kaynak Dil: Hedef Dil:
Google Translate
KELİME
     
Dil Seçimi
»
|

İngilizce » Türkçe Yukarı
without regard to -e bakmadan, -e aldırmadan.
without regard to * -e bakmadan, -e aldırmadan.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
regard with disfavor
  • {V} beğenmemek, hoşlanmamak
regard as possible
  • {V} ihtimal vermek
regard Dinle! {rı'gɑ:rd}
  • {N} bakış, anlamlı bakış, bakım, itibar, nazar, ilgi, ilişki, dikkat, önem, saygı, beğeni, takdir, hürmet
  • {V} bakmak, göz önüne almak, dikkat: dikkate almak, hesap: hesaba katmak, saymak, saygı duymak, takdir etmek, beğenmek: çok beğenmek, önem vermek, ait olmak, ilgili olmak
in this regard
  • {ADV} bu bakımdan, bu konuda
with regard to
  • {ADV} bakımından, bir şeye gelince
regard as
  • {V} saymak, olarak görmek, gibi görmek, kabul etmek
self-regard Dinle! {,selfrı'gɑ:rd}
  • {N} kendini önemseme, özsaygı
as regard
1. kadar. olarak. gibi. iken. ki. madem. olduğu gibi. -diği gibi. iken. -irken. karşın. rağmen. mademki. gibi.
best regard
1. en iyi. birinci sınıf. en iyi şekilde. en çok. en. yenmek. alt etmek. geçmek.
hold s.o./s.t. in high regard birine/bir şeye saygı duymak.
in regard to bak. with regard to.
out of regard for/to -in hatırı için.
pay regard to -i dikkate almak.
regard f.
1. dikkatle bakmak.
2. saymak, ... gözüyle bakmak: I regard him as a friend. Onu arkadaş sayıyorum.
3. ilgilendirmek; ile ilgili olmak: This problem regards all of us. Bu sorun hepimizi ilgilendiriyor. This criticism regards Hasan. Bu eleştiri Hasan´la ilgili.
4. dikkate almak, hesaba katmak: He failed to regard these problems. Bu sorunları dikkate almadı.
5. dikkat etmek, kulak vermek, aldırmak: She failed to regard the warning. Uyarıya aldırmadı.

i.
1. bakış, nazar.
2. saygı, hürmet.
regard (f.) dikkatle bakmak, dikkat etmek; itibar etmek, saymak; hürmet etmek, riayet etmek; addetmek, kabul etmek; dinlemek, dikkatli bakmak, dikkat etmek. as regards hakkında, hususunda.
regard (i.) bakış, nazar; hürmet, saygı, riayet; itibar, sayma; mulâhaza, fikir. Give my regards. Selâm söyleyin. in regard to, with regard to nazaran, e gelince, hususunda. out of regard to hatırı için, e riayeten. without regard to bakmadan, ehemmiyet vermeden.
regard f.
1. dikkatle bakmak.
2. saymak, ... gözüyle bakmak: I regard him as a friend. Onu arkadaş sayıyorum.
3. ilgilendirmek; ile ilgili olmak: This problem regards all of us. Bu sorun hepimizi ilgilendiriyor. This criticism regards Hasan. Bu eleştiri Hasan´la ilgili.
4. dikkate almak, hesaba katmak: He failed to regard these problems. Bu sorunları dikkate almadı.
5. dikkat etmek, kulak vermek, aldırmak: She failed to regard the warning. Uyarıya aldırmadı.

i.
1. bakış, nazar.
2. saygı, hürmet.
regard (f.) dikkatle bakmak, dikkat etmek; itibar etmek, saymak; hürmet etmek, riayet etmek; addetmek, kabul etmek; dinlemek, dikkatli bakmak, dikkat etmek. as regards hakkında, hususunda.
regard (i.) bakış, nazar; hürmet, saygı, riayet; itibar, sayma; mulâhaza, fikir. Give my regards. Selâm söyleyin. in regard to, with regard to nazaran, e gelince, hususunda. out of regard to hatırı için, e riayeten. without regard to bakmadan, ehemmiyet vermeden.
regard s.t. as good riddance (birinin uzaklaştırılmasını, bir şeyin yok edilmesini) hoş karşılamak.