• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
Genel Arama
Çeviri
Eski Arayüz
Web Arama
KELİME
     

Çevirmek istediğiniz metni girin:
200 karakter kaldı
Kaynak Dil: Hedef Dil:
Google Translate
KELİME
     
Dil Seçimi
»
|

İngilizce » Türkçe Yukarı
point Dinle! {pɔınt}
  • {N} ana fikir, nokta, husus, uç, sivri uç, oyma kalemi, puan, an, sayı, konu, mesele, anlam, amaç, neden, vurgu, özellik, etki, incelik
  • {V} sivriltmek, noktalamak, bitirmek, doğrultmak, çevirmek, göstermek, işaret etmek, sivrilmek, uç vermek, çıkmak (çıban vb), doğrultmak (silah)
point i.
1. uç, sivri uç.
2. nokta: boiling point kaynama noktası. freezing point donma noktası. point of intersection kesişme noktası.
3. nokta, noktalama işareti.
4. amaç, anlam, yarar: There´s not much point in going there personally. Oraya bizzat gitmenin pek anlamı yok.
5. anlatmak istenilen şey: That´s not my point. Demek istediğim o değil. the point of the story hikâyenin anlatmak istediği şey.
6. coğr. burun.
7. sayı, puan: win/lose on points sayı ile kazanmak/kaybetmek.
8. pusula kertesi.
9. mat. tamsayı ile kesiri ayırmak için aralarına konulan nokta [Türkiye´de bunun yerine virgül kullanılır: four point six (
4.6) dört virgül altı (4,6)].
10. matb., bilg. punto.
11. İng. priz.
12. borsa puan.
13. ferma.

f.
1. at -e doğrultmak, -e çevirmek: He pointed his telescope at the moon. Teleskopunu aya çevirdi.
2. at/out/to -i işaret etmek, -i göstermek: She pointed at her left foot. Sol ayağını işaret etti.
3. out -e dikkati çekmek: He pointed out the problem to us. Soruna dikkatimizi çekti.
4. ucunu sivriltmek.
5. (av köpeği) ferma yapmak, fermaya oturmak.
point f. işaret etmek, göstermek;yöneltmek;hedefe nişan almak;duvar taşları arasını çimento ve harç ile doldurmak;ucunu sivriltmek;hareketsiz durup avın yerini göstermek(av köpeği),ferma etmek.point at parmakla işaret etmek; tüfeğin namlusunu hedefe çevirmek.point a gun tüfekle nişan almak. point a moral ahlak dersi çıkarmak. point off büyük rakamları virgülle hanelere ayırmak. point out belirtmek. point to yönelmek.point up (A.B.D.) etkisini artırmak. point system matb. punto sistemi;körler için çıkıntılı noktaları olan alfabe sistemi;okullarda kredi sistemi.
point i. sivri uç,burun denize uzanan burun;nokta;sivri uçlu şey;noktalama işareti;fonetik alfabediki işaret;gaye,maksat,hedef,bir sözün altında yatan maksat;belirli yer özel bir durum;buhranlı an;birşeyin tam zamanı;kaneviçe;derece (ısı);bazı oyunlarda sayı,puvan;den. pusula taksimatından biri,kerte;mat.tam sayı ile kesri ayırmak için aralarınakonan nokta;matb. punto;borsalarda esas tutulan birim,puvan;ferma (köpek).point of honor şeref meselisi. point of intersection geom.kesişme noktası.point of no return dönüşü olmayan nokta.point of order içtüzüğe uygunluk konusu.point of wiev görüş noktası.at the point tam o zaman.at the point of death ölüm halinde.beside point konu dışında.boiling point katnama noktası.carry ones point gayesine ulaşmak,istediğimi elde etmek.come to the point saadede gelmek.critical point nazik nokta,buhranlı nokta,tehlikeli hal veya devre.freezing point donma derecesi, donma noktası. his strong point onun kuvvetli tarafı. in point isabetli,yerinde. in point of bakımından. in point of fact hakikaten. make a point of bilhassa itina etmek, özenmek. melting point erime noktası.on the point of going gitmek üzere. Possession is nine points of the law. huk.Zilyetlik mülkiyet hakkının en büyük delilidir. stretch a point müsamaha etmek , göz yummak. to the point yerinde, isabetli.
Point Göster

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
at the point of the bayonet
  • {ADV} süngü zoruyla, zor kullanarak, zorla
boiling point
  • {N} kaynama noktası
brief but to the point
  • {A} kısa ve özlü
bullion point
  • {N} altın ihraç miktarı, altın veya gümüş çubuklar
burning point
  • {N} yanma noktası
cardinal point
  • {N} dört ana yönden biri
case in point
  • {N} konuşma konusu olan mesele
central point
  • {N} merkez noktası
commanding point
  • {N} stratejik nokta
crucial point
  • {N} düğüm noktası
datum point {'deıtəm,pɔınt}
  • {N} esas alınan nokta, standart noktası
dead point {'ded,pɔınt}
  • {N} ölü nokta, tam merkez noktası
point of destination
  • {N} varış noktası
dew point {'du:pɔınt}
  • {N} çiy oluşma derecesi
exchange point
  • {N} döviz bürosu
point of exclamation
  • {N} ünlem işareti, ünlem işareti [Amer.]
flash point {'flæʃpɔınt}
  • {N} alevlenme noktası
focal point
  • {N} odak noktası
freezing point {'fri:zıŋpɔınt}
  • {N} donma noktası
at gun-point
  • {ADV} silâh tehdidi altında

Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
bkz. Point Of Sale POS