• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
Genel Arama
Çeviri
Eski Arayüz
Web Arama
KELİME
     
Çevirmek istediğiniz metni girin:
200 karakter kaldı
Kaynak Dil: Hedef Dil:
Google Translate
KELİME
     
Dil Seçimi
»
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
one Dinle! {wʌn}
  • {A} tek, aynı
  • {N} bir tane, biri, birisi, kimse, tek
  • {NUM} bir
  • {PRON} biri, birisi, olan, kimse, kişi
one s.i. zam. bir; tek; aynı;

i. bir tane; biri, birisi; adam, kimse, kişi; bir rakamı; zam. birisi, biri; herhangi biri. one and all hepsi, her biri. one another birbirlerini. one and sixpence eski, İng. bir şilin altı peni. one by one birer birer. one man one vote herkese tek oy hakkı. one-man show bir ki- şinin oynadığı veya önemli olduğu sahne oyunu veya sirk. one-night stand tiyatro bir şehirde bir temsil için kalma. at one beraber, birleşmiş, uyuşmuş. They were made one. Evlendiler; birleştiler. oneness

i. birlik bir olma.
one s.
1. bir: Give me one loquat. Bana bir maltaeriği ver. One hundred and twenty people came. Yüz yirmi kişi geldi. One half of them were crazy. Onların yarısı deliydi. She came here one day in April. Nisan ayında bir gün buraya geldi.
2. tek: It´s the one lake that´s not polluted. Suları kirlenmemiş tek göl o.
3. adında biri: While you were out one Nihat Tekin called. Siz dışardayken Nihat Tekin adında biri telefon etti.
4. aynı, bir, tek: The writer of the play and his main character are one. Oyunun yazarı ve başkişisi aynı. They shouted with one voice. Hep bir ağızdan bağırdılar. zam.
1. biri; bir tane: One of them must have been you. Onlardan biri herhalde sendin. I´d like one of those flowers. O çiçeklerden bir tane istiyorum.
2. Genellemelerde kullanılır: One doesn´t go there alone. Oraya tek başına gidilmez.
3. insan (Kibar konuşmalarda bazen ben veya biz zamirleri yerine kullanılır.): One dislikes having to talk with such persons. Öyle insanlarla konuşmak zorunda olmak insanın hiç hoşuna gitmiyor.

i.
1. (belirli) biri/bir tane: Which one? Hangisi? I´d like the one with the variegated flowers. Çiçekleri ebruli olanı istiyorum. That´s the one I want. Benim istediğim o. That´s a lovely one. Çok güzel o. Give me just one. Bana sadece bir tane ver.
2. (sayı olarak) bir: Put a one to the left of that zero. O sıfırın soluna bir bir koy.
3. saat bir; saat on üç: Let´s meet here at one. Birde burada buluşalım.
One Bir
one one w^n Sıfat * bir: Give me one loquat. Bana bir maltaeriği ver. One hundred and twenty people came. Yüz yirmi kişi geldi. One half of them were crazy. Onların yarısı deliydi. She came here one day in January. Ocak ayında bir gün buraya geldi. * tek: It's the one lake that's not polluted. Suları kirlenmemiş tek göl o. * adında biri: While you were out one Melahat Gözüpek called. Siz dışardayken Melahat Gözüpek adında biri telefon etti. * aynı, bir, tek: The writer of the play and his main character are one. Oyunun yazarı ve başkişisi aynı. They shouted with one voice. Hep bir ağızdan bağırdılar. Zamir * biri; bir tane: One of them must have been you. Onlardan biri herhalde sendin. I'd like one of those flowers. O çiçeklerden bir tane istiyorum. * [Genellemelerde kullanılır:] One doesn't go there alone. Oraya tek başına gidilmez. * insan [(Kibar konuşmalarda bazen ben veya biz zamirleri yerine kullanılır.):] One dislikes having to talk with such persons. Öyle insanlarla konuşmak zorunda olmak insanın hiç hoşuna gitmiyor. İsim * (belirli) biri/bir tane: Which one? Hangisi? I'd like the one with the variegated flowers. Çiçekleri ebruli olanı istiyorum. That's the one I want. Benim istediğim o. That's a lovely one. Çok güzel o. Give me just one. Bana sadece bir tane ver. * (sayı olarak) bir: Put a one to the left of that zero. O sıfırın soluna bir bir koy. * saat bir; saat on üç: Let's meet here at one. Birde burada buluşalım.

Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
öne
  • {ADV} forward, forwards

Türkçe » Fransızca İlişkili Sonuçlar Yukarı
öne devant

Türkçe » Almanca İlişkili Sonuçlar Yukarı
öne
  • {ADV} vornhin
öne nach vorn

İngilizce » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
One Dinle!
Being a single unit, or entire being or thing, and no more; not multifold; single; individual.
a.
One Dinle!
Denoting a person or thing conceived or spoken of indefinitely; a certain. "I am the sister of one Claudio" [Shak.], that is, of a certain man named Claudio.
a.
One Dinle!
Pointing out a contrast, or denoting a particular thing or person different from some other specified; -- used as a correlative adjective, with or without the.
a.
One Dinle!
Closely bound together; undivided; united; constituting a whole.
a.
One Dinle!
Single in kind; the same; a common.
a.

İngilizce » İspanyolca İlişkili Sonuçlar Yukarı
one Dinle! {wʌn}
  • {A} uno, una, un, alguno, solo, único, mismo
  • {N} unidad (F)
  • {NUM} uno
  • {PRON} él, uno

İngilizce » Fransızca İlişkili Sonuçlar Yukarı
one Dinle! {wʌn}
  • {A} un, une, unique
  • {N} un (M), une (F), homme (M)
  • {NUM} un
  • {PRON} un

İngilizce » Rusça İlişkili Sonuçlar Yukarı
one Dinle! {wʌn}
  • {A} единственный, единый, такой же, одинаковый, какой-то, неопределенный
  • {N} число один, единица (F), одиночка (MF)
  • {NUM} номер один, один, номер первый
  • {PRON} кто-то, некий, один, какой-то, некто

İngilizce » Almanca İlişkili Sonuçlar Yukarı
one Dinle! {wʌn}
  • {A} ein, eine, eins
  • {N} Eins (F), Einser (M)
  • {NUM} ein, eins, eine
  • {PRON} man, eine, einer, eines, eins, nach dem anderen, nach der anderen

İngilizce » İtalyanca İlişkili Sonuçlar Yukarı
one Dinle! {wʌn}
  • {A} uno, uno solo, unico, un certo, stesso
  • {NUM} uno
  • {PRON} un, una, uno: l'uno, una: l'una, questo, quello, qualcuno, tale: un tale, si, sé

İngilizce » Çince (Simpl.) İlişkili Sonuçlar Yukarı
one Dinle! {wʌn}
  • {NUM} 一, 壹, 之一

İngilizce » Çince (Trad.) İlişkili Sonuçlar Yukarı
one Dinle! {wʌn}
  • {NUM} 一, 壹, 之一

İngilizce » Arapça İlişkili Sonuçlar Yukarı
one Dinle! {wʌn}
  • {A} فرد, وحيدة, وحيد, أوحد, ذات, مفرد
  • {N} واحد, واحدة, الإنسان, ورقة نقدية من فئة الدولار الواحد
  • {PRON} احد الناس

İngilizce » Portekizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
one Dinle! {wʌn}
  • {A} um, algum, mesmo: o mesmo, um certo, um tal, só, único
  • {N} um (M), uma, unidade (F), todo: o todo
  • {NUM} um
  • {PRON} um, alguém, se

İngilizce » Yunanca İlişkili Sonuçlar Yukarı
one Dinle! {wʌn}
  • {PRON} κάποιος, ένας, εις

Sonuclarinin bu ekranda cikmasini istemediginiz dilleri kaldirabilirsiniz. Bunu yapmak icin Ayarlar bölümümüzü ziyaret ediniz! (Dikkat! Aradığınız kelimenin sonucunu göremeyişiniz o dili devre dışı bıraktığınızdan dolayı olabilir. Tekrar etkinleştirmek için Ayarlar'a gidiniz.)